Milli Asireti
Milli Asiretinin Dersim Çikisli Oldugu Görüsü ve Bulundugu Diger Yerler
Dersim asiretlerinden biri de Milli (Milu) asiretidir.
Bu asirete Iç Dersimin ayni adi tasiyan köyünde ve baska bazi yerlesmelerinde
halen rastlanmaktadir.
Jandarma Umum Kumandanliginin Dersim baslikli yayininda
Dersimdeki Asiretler basligi altinda bu asiretin adi da geçmektedir.
Bu kaynakta Milli asireti iki referansla tanitilir.
Birincisi Dersim çikisli/orijinli (Dersimden ayrilmistir) bir asiret olmasi,
ikincisi ise Maruf Ibrahim Pasanin asireti olmasidir.
M. Nuri Dersimi de Milli asiretinin Dersim orijinli oldugunu yazmaktadir.
Milli asiretinin bulundugu yerler Dersim baslikli bu kitapta Dersim,
Diyarbekir ve Suriye havalisi olarak gösterilmektedir.
Cevdet Türkayin yayinladigi Osmanli kayitlarinda Milli asiretinin bulundugu
yerler bir yerde, Çemisgezek Sancagi, Teke, Diyarbekir, Çermik sancaklari, Sivas
ve Rakka olarak;
bir diger yerde ise daha ayrintili sekilde asagidaki gibi verilmektedir:
Erzurum, Diyarbekir, Çemisgezek Sancagi, Rakka, Mecidözü kazasi (Amasya sancagi),
Ergani, Teke sancagi, Bozok, Hamid, Sivas, Adilcevaz, Mardin, Kirsehri, Çorum sancaklari,
Harran Kazasi (Meras Sancagi), Ruha (Urfa), Tokad, Kelkid, Siran,Egin, Erzincan kazalari.
Burada bahsi geçen Osmanli kayitlari Kirmanciye ve Dersim cografyasinin Osmanli hakimiyeti altina girdigi Çaldiran Savasi
sonrasina, kabaca 16. ve 18. yüzyil arasindaki döneme aittirler.
Serefname Neden Millilerden Sözetmez?
Serefnamede Zilan, Dinbili, Melkisi (Çemisgezek asiretleri) ve Melikan (Hasankeyf beyleri) gibi adlara rastlariz,
ama Milli veya Milan adi altinda bir asiretten ya da konfederasyondan bahis yoktur.
Eger baska bir ad altinda geçmiyorsa, kitabini 1597de kaleme alan Seref Hanin koskoca Milan Konfederasyonundan
sözetmeyisi üstünde durulmaya deger bir konudur
Geleneklerin ve yaklasik ayni dönemdeki Osmanli kayitlarinin görmezden gelemedigi Millilerin Serefname tarafindan
ihmali basit bir unutkanlik olarak görülemez. Bu konu üzerinde fikir yürütürken aklima gelen ihtimallerden biri
Serefnamenin yazildigi tarihte Milan ile Melkisi konfederasyonlarinin bir ve ayni olup olmadiklari oldu.
Ne var ki bu noktada kesin bir yargi olusturamadim.
Milliler Hakkinda Kaynaklar
Milli asireti hakkinda ulasabildigim kaynaklarin en önemlileri Mark Sykesin iki yazisidir.
Bunlardan ilki The Kurdish Tribes of the Ottoman Empire (1908), ikincisi The Caliphs Last Heritage (1915) basliklidir.
Sykesin bu yazilari 1906, 1907, 1908, 1910 ve 1913 tarihlerinde yaptigi toplam bes gezisinde tuttugu notlara dayalidir.
Bu iki yazida Milan asireti hakkinda hayli bilgi mevcuttur.
Bu bilgileri bu asiretin lideri Milanli ünlü Ibrahim Pasayla ilki Nisan 1906da olmak üzere bizzat yaptigi
görüsmelerden edinmistir.
Milan asireti hakkinda veriler içeren bir diger kaynak ise M. V. Bruniessenin "Agha, Sheykh and State"
baslikli çalismasidir. Bu noktadan sonra söyleyeceklerim esas itibariyle bu kaynaklara dayalidir.
Milanli Ibrahim Pasaya Göre Milli Asiretinin Orijini ve Dersimliler ile Iliskileri
Milanli Ibrahim Pasa, Mark Sykesi sag omuzunu öperek karsilar. Bedevi/göçebe usulü diyor buna Sykes.
Daha sonra Karacadagdaki Milli asiretinin orijini, asiretin ve konfederasyonun tarihi üstüne konusurlar.
Ibrahim Pasa Millileri tüm digerlerinden farkli ayri bir irk/ulus olarak tanimlar.
Ardindan bununla çelisiyor gibi görünen sekilde Kürt denenlerin Milli, Zillan ve Baba Kurdi olmak üzere üç kolundan
sözeder (M. Serif Firatta Kormanco, Zaza, Babakürdi, SC).
Ama hemen sonra Milan ve Zilan gruplarinin Baba Kürtleri Fars olarak gördüklerini ifade eder
Milli/Milan ve Zilan gruplari arasinda gerilerden beri süregelen bir rekabet ve düsmanligin mevcudiyetine deginen
Ibrahim Pasa, daha sonra sözü Milliler ile Dersimliler arasindaki iliskilere getirir.
Milliler ile Dersimliler arasinda bir fark olmadigini, bu ikilinin ayni olduklarini söyler
Ona göre irk olarak Sincar Daginin Ezdileri de Millilere mensupturlar (Bkz. M. Sykes, The Caliphs Last Heritage, 1915).
Ibrahim Pasa Anlatiyor: Milan Konfederasyonu`nun Tarihi
Eyüp Bey
Ibrahim Pasanin anlattigina göre kendisinin dedesi Milli reisi Eyub Bey, büyük bir emirdi.
19uncu yüzyil basinda (Osmanli sultani Mahmut döneminde),
hükümet merkezi Cizre olmak üzere Bingöl Gölünden Sincar Dagina kadarki bölge Onun yönetimi altindaydi.
Kendi emirliginin dogu siniri ile Musul arasindaki topraklarda Revanduzlu Muhammed Bey,
güney yaylalarinda ise bütün bedevi asiretlerin reisi olan Seyh Sfug hükümrandi
Bu üç emir/reis arasinda sürekli bir rekabet ve savas vardi.
Bunlar ne Istanbuldaki Sultani, ne de Bagdattaki Pasayi dinliyordu.
Sonunda Osmanli hükümeti Resit Pasayi gönderdi üzerlerine. Revanduzlu Muhammed yakalanip öldürüldü.
Milanli Eyub ile Seyh Sfug ise Diyarbekirde mahpusken öldüler.
Böylece Osmanlilar (Türkler) bir zaman için bölgede hakim oldular.
Timawi Bey
Eyüp Beyden sonra Milan Konfederasyonunun basina oglu Timawi Bey geçti.
Misirli M. Ali Pasanin Suriyeyi istilasi sirasinda Osmanlilara karsi Misir ile isbirligi yapti.
Bu sirada Türk birliklerine saldirip Mardini elegeçirdi. Ama Misir geri çekilince Osmanli üstünlügü restore edildi.
Millilerin Bingöl Gölündeki eski kamp yerlerine gitmeleri devlet tarafindan engellendi.
Mahmut Bey
Timawi Beyden sonra asiretin ve konfederasyonun basina oglu Mahmut Bey geçer. Ama asireti Mahmutu izlemez.
Yaklasik bu siralarda (1850ler?) Tai ve Samar adindaki Arap asiretleri Millileri Karacadaga kadar sürüp köylerini
yagmalar, imha ederler.
Sam Pasasinin yolladigi birliklerin yardimiyla bu iki asireti geri püskürten Mahmut, asiretini Viransehirde toplar.
Iç anlasmazliklari ve kavgalari yatistirip konfederasyonun dagilmasini önlemeye çabalar.
Birkaç yil içinde büyük bir güç ve servet edinir.
Viransehirde insa etmekte oldugu kale Diyarbakir yöneticisi Ömer Pasa tarafindan yikilir, kendisi de tutuklanir.
Bu sirada 17 yasinda bulunan oglu Ibrahim, babasinin istegi üzerine Misira siginir. Bir süre sonra Sama gelir.
Burada tanistigi Emir el-Hacin yardimiyla davasini Istanbulda sultana götürür
Burada Millilerin eski müttefiki Misirli yöneticilerden Khediv Ismaille karsilasir.
Onun araciligiyla Sultan Aziz ikna edilerek babasi Mahmut hapisten çikarilir.
Viransehire dönen Ibrahim asiretin yönetiminde babasina yardim eder.
Bir zaman sonra babasi ölünce Milan Konfederasyonunun basina Ibrahim geçer.
Milanli Ibrahim Pasa
Ibrahim Pasanin Milan Konfederasyonunun basina geçmesi 1863 yilina rastlar Asiretin gelenegini sürdürür.
Hristiyanlari korur. Zaman zaman da Diyarbekir tüccarlarini ve kervanlari soyar.
Bunun üzerine alti diger asiret reisi ile birlikte yakalanip Sivasta sürgüne yollanir.
Yaklasik alti ay sonra annesinin yardimiyla kaçip Malatyadaki Kizilbas asiretlerine siginir.
Özellikle bu asiretlerden Sinaminliler arasinda kalir.
Mark Sykes ile görüsmesinde Ibrahim Pasa, Sinaminlilerin de Milli irkindan olduklarini söyler.
Osmanli-Rus savasi patlak verince asker Ibrahim Pasanin pesini birakir.
Bu savastan sonra Res el-Aindeki Çerkez kolonisi ile dostluk kurar.
Akilli bir diplomasi ile etraf asiretleri ve seyhleri kendi çevresinde toplar.
Çok geçmeden Milliler her zamankinden daha fazla güçlenirler.
Bu siralarda Milan Konfederasyonu Sünni Kürt asiretlerinin yanisira Ezdi asiretlerinin bir bölümü ile
bazi Arap asiretlerini de içermektedir.
Konfederasyonun ve Ibrahim Pasanin egemenlik alani Urfa ve Rakkanin yanisira Diyarbakir surlarina dek dayanir.
Sarayla iliskileri iyidir. Kürdistanin taçsiz krali diye ünlenir.
Sonralari diger bazi asiretlerle birlikte Hamidiye Alaylarina yazilir.
Bu sirada ve Istanbulu ziyaret ettikten sonradir ki kendisine Pasa ünvani ve General rutbesi verilir
Bu sayede Tai, Jibbur, Anazeh ve Samar gibi çevredeki Arap asiretlere karsi daha da güçlenir.
Onlarin iç ihtilaflarina karisarak bazi kesimlerini yanina alir.
Güçlü Arap asiretlerinden Kais asiret seyhinin bacisiyla evlenip bu asireti kazanir
Bunu Afadli, Baggara ve Sherabin gibi baska Arap asiretlerinin destegi izler.
Diger asiretler ve reisler Ermenileri soyup katlederken Ibrahim Pasa Ermeni ve Keldanileri Viransehire
siginmaya tesvik eder.
Burada kurdugu pazar hizla büyür. Kervan trafigi Viransehire yönelir ve Viransehirin önemi giderek artar.
Tabi ki Ibrahim Pasanin gücü ve serveti de. Ibrahim Pasanin kentine dönüsür Viransehir
Bu gelismeler üzerine Ibrahim Pasa soygun pratigini birakir. Artik kervanlarin güvenligi ile ilgilenmeye baslar (1904).
Siverek dolayinda kervanlari soyan Karakeçi asireti ile ve bu sirada kendilerine müdahale eden askerle çatisir.
Sonunda Karakeçiler ile bir anlasmaya varilir. Iki taraf arasinda evlilikler yapilarak bu anlasma pekistirilir.
Askerle çikan çatismayi ve bir subayin ölümünü unutturmak için Ibrahim Pasa Sultana 500 deve yükü yag gönderir.
Böylece Ibrahimin sahsinda Sykesin deyimiyle bir feodal baron, dogulu bir despot ve göçebe reis tipi belirir.
Ibrahim Pasanin bazi zaaflari, yetenekleri ve kuvveti ile Pontus krali Mithridatesi animsattigini söyleyen Sykesa göre
Ibrahim Pasa karargah olarak kullandigi çadirinin büyüklügü ile övünüyordu.
Birlikte olduklari bes gün zarfinda (9-14 Nisan 1906) bütün islerin hep bu büyük çadirda görüldügüne tanik olmustu.
Onun çadirinda Atillanin ve Timur Lenkin kamp hayatlarini tasavvur etmek kolaylasmisti
(Bkz. M. Sykes, The Caliphs Last Heritage, 1915, s. 319-327).
Hamidiye komutanlari arasindan özellikle iki isim devlet tarafindan potansiyel tehdit olarak görülmüslerdir.
Bunlardan biri Botanda adeta küçük bir krallik yaratan Miranli Mustafa Pasa, digeri de Milanli Ibrahim Pasadir.
Ibrahim Pasa, 1908 darbesi ile iktidara oturan Ittihatçilarin otoritesini tanimaz.
Bu sirada bagimsizligini ilan etmek üzere ayaklanir, fakat yenilir (M. V. Bruniessen, a.g.y).
Sykesin ifadesine göre Büyük Ermeni katliami sirasinda Ibrahim Pasanin 10 bin kadar Ermeniyi ölümden kurtardigi
tahmin edilmektedir.
Yine Onun anlattigina göre Ibrahim Pasanin etrafinda imparatorlugun her irkindan ve inancindan insanlar vardi.
Kimi vergi, kimi ticaret, kimi de anlasmazliklarin çözümü için ona gelirdi.
Osmanli Büyük Veziri, Sykesin faaliyetlerini izlemesi için Ibrahim Pasaya mektup göndermisse de,
Milanli Ibrahim bu mektubu Sykesa göstermistir (Bkz. Sykes, The Caliphs Last Heritage, 1915, s. 318).
Mahmut Bey
Ibrahim Pasa öldügünde yerine oglu Mahmut geçer.
1919da bir ara vasal bir Kürt kralligi olusturmaya niyetlenen Britanyanin
düsündügü kral adaylarindan biri bu Mahmuttur (Bkz. M. V. Bruniessen, a.g.y).
Not: M. Sykesin verdigi harita incelenmeye deger.
Milan Gelenegi
Mark Sykes, The Kurdish Tribes of the Ottoman Empire (1908) baslikli yazisinda ve
"The Caliphs Last Heritage" (1915) adli kitabinda Milanli Ibrahim Pasadan ve Dersimlilerden
dinledigi sekliyle bu gelenegi de kayda geçmistir.
Milan geleneginin Sykesin aktardigi versiyonuna göre Milanlar Semin çocuklari olup
Arabistandan (Güneyden diye yorumlanabilir) gelmislerdir. Kimi Ezdi, kimi de Hristiyandir.
Zilanlar ise Dogudan gelmis asagi/barbar bir irktirlar.
Bu gelenegin Milanlarin agzindan aktarildigi açiktir. O nedenle burdaki barbar nitelemesi,
Milanlarin Zilanlara kiyasla bölgede daha eski olduklari iddiasina baglanabilir.
Kürt diye tanimlanan asiretler bu gelenekte Milan, Zilan ve Baba Kürdi olmak üzere üç gruba bölünmektedir
Bunlar Türkiye Kürtlerinin üç subesi olarak tanitilmaktadir.
Milanlari ayri bir irk/ulus olarak tanimlayan ve Dersimliler ile Ezdileri de bu gruba dahil eden Ibrahim Pasa,
Milan ve Zilanlarin Baba Kürdileri Fars olarak gördüklerini özellikle vurgular.
Ibrahim Pasanin anlatimina göre Milan-Zilan seklindeki bölünme Islam istilasindan çok önceki bir tarihe aittir.
Ona göre baslangiçta 1200 kadar asiretten bilesen Milan konfederasyonu zamanla dagilmis ya da dagitilmis,
bunlardan bir bölümü bu sirada kaybolmustur.
Türkçü yaklasimi nedeniyle pek güvenilir olmayan M. Serif Firat, kendisinin Varto Tarihinde bu gelenekteki
gruplarin adlarini hem farkli verir, hem de farkli yorumlar:
Kormancolar: Firat, Mil ve Zil olmak üzere iki gruptan olustugunu söyledigi Kormancolari baslangiçta Kürt olmayip
sonradan Kürtlesen grup olarak tanimlar.
Firatin bu yorumu, bu grubun baslangiçta Türk-Türkmen oldugu seklindeki iddiasi atilmak kosuluyla, dikkate degerdir.
Zazalar: Firat; Zaza, Dümbeli ve Yezidi adlarini esanlamli kullanir.
Kurtbabalar: Firatin Kurtbabalardan kastettigi Baban Kürtleri denenler olmalidir.
Bu anlatimlardan hareketle bu gelenekte bahsi geçen gruplari bazi çekincelerle birlikte Kirmanc (Milan-Zilan),
Zaza ve Kürt seklinde yorumlamak mümkün olabilir
Ek olarak Milan adinin Dimililere, Zilan adinin ise Gelilere karsilik düstügü bir varsayim olarak öne sürülebilir.
Milan Geleneginin Dersim Versiyonu
Bu gelenegin Dersim versiyonuna göre Milanlilar çok eski bir tarihte Arabistandan (Güneyden)
gelerek Dersimi yurt edinirler.
Ama Doguda Osmanli hakimiyetinin kurulacagi siralarda kitlesel siginmalardan ötürü Dersim
agzina kadar Kizilbas asiretlerle dolmus vaziyettedir.
Dersimi kusatan Müslüman çevrede "Ya Dersim tasarsa?" endisesi büyümektedir
Osmanli yönetimi de Dersim çikisli bir istiladan/tasmadan korkmaktadir.
Tehdit olarak görülen böyle bir taskini önlemek için düsünülen çare Dersimi bosaltmaktir.
Dersim Sorununa çözüm olarak düsünülen bu uygulama Yavuz Selimle baslar.
Onun veya vezirinin Dersimi zor kullanarak bosaltma operasyonu bazi asiretleri ulasilmasi güç daglik
bölgelere çekilmeye zorlar. Buna firsat bulamayan asiretlerin bir bölümü ise topraklarini terketmek zorunda kalirlar.
Bugün baslarinda Ibrahim Pasanin bulundugu Milliler, iste bu tehcir ve iskan uygulamasi sirasinda
güneye dogru inenlere mensupturlar.
Sykesin Dersimde dinledigi gelenek özetle böyledir
Buna göre Milanlilar ilkin Dersimi yurt edinmis, etrafa buradan dagilmislardir
Sykesin bizzat kendisi de Yavuzun bahsi geçen Dersim seferi sirasinda Dersimden disariya dogru
büyük bir göç hareketi yasandigini kabul etmektedir.
(Bkz. Mark Sykes, The Kurdish Tribes of the Ottoman Empire.
Türkçe çevirisi için bkz. Seyfi Cengiz, Dis Kaynaklarda Kirmanclar, Kizilbaslar ve Zazalar, s. 127-129).
Dersim'in en eski sakinlerini ve kendi zamanindaki Dersimlileri Mil orijinli olarak tanimlayan M. Nuri Dersimi de
Milanlilarin orijinal yurdunun Dersim oldugunu, etrafa buradan dagildiklarini öne sürmektedir
(Bkz. M. Nuri Dersimi, Hatiratim, s. 8).
M. Nuri'nin Dersim'de Mil Unsuruna Atfettigi Önem Dimili Baglantisi Kurulmadikça Boslukta Kalir
M. Nuri Dersimi Milan gelenegindeki etnik kümelerin adlarini Kurmanclar,
Zazalar ve Babakürdiler seklinde vermektedir.
Mehmet Nurinin dili Dersimin sade halkinin ve zengin Dersim geleneginin dili degildir.
Onun kitaplarinda kendi kusaginin Dersimlileri tarafindan kullanilan Kirmanc, Kirmanciye, Kirmancki
ve Dimilki gibi kavramlara rastlanmaz. Fakat Dersimde Mil ögesine büyük bir önem atfeder.
Ne var ki, Onun Dersimde Millilere atfettigi bu önem Mil ve Dimili adlari arasinda bir iliski kurulmadikça boslukta kalir.
Popüler Etimolojide Milli-Dimili Baglantisi
Tam burada Kemal Badillinin Kürtçe Gramerinde rastladigim bu iki terimi iliskilendiren halk etimolojisi animsatilmaya deger.
Badillinin aktardigi popüler etimolojide Dimili sözcügü Millilerin arkasi/kuyrugu (bunu Millilerden olanlar,
Millilerin izleyicileri tarzinda anlamak mümkün) seklinde yorumlanmaktadir.
Öyle görünüyor ki, Ibrahim Pasa, Firat ve Dersimide rastlanmayan baglanti halkin kendisi tarafindan çoktan kurulmustur.
Burada önemli olan bu halk etimolojisinin dogru olup olmadigi degil,
Milliler ile Dimililer arasinda halk tarafindan bir iliski ve akrabalik görülüyor olmasidir.